Okunma Sayısı : 176  |
Beğenilme : Yok |
Yeni
albümü "Hipnoz" u tamamlayan Hande Yener, büyük
hedefler peşinde.
Yeni albümü
"Hipnoz"u tamamlayan Hande Yener, "Tası tarağı
toplayıp İngiltere'ye gidiyorum. Oradaki bir firmadan albüm
teklifi var. Şu an görüşmeler devam ediyor. Oraya
yerleşip, albüm hazırlayıp dünyaya açılacağım.
Çünkü bana inanılmaz bir talep var. Bunu
başaracağım" diyor.
Hande Yener’in yeni albümü
"Hipnoz" yarın piyasada olacak. Son derece sıra dışı
bir imajla sevenlerinin karşısına çıkmaya hazırlanan
Yener, "Ben 17 yaşındayken de böyleydim. Üstelik
punk’çıydım. Pop müzik piyasası beni bozdu. Şimdi
kendim gibiyim. Kendim gibi olunca da bir sürü Hande Yener
ortaya çıktı. Ama hiçbiri benim gibi değil. Çünkü
taklit, gerçeği gibi kaliteli olmaz" diyor.
Yeni albümünüzden,
imajınızdan konuşacağız ama öncesinde bir şey sormak
istiyorum; artık ödül törenlerine katılmamaya karar
vermişsiniz, neden?
- "Altın Kelebek"le
ödül alma işine nokta koydum. Ödül tabii ki çok
güzel bir şey. Ödül verilmesine karşı değilim. Ben
organizasyonlardaki hatalara ve şaibelere karşıyım. Bunları bile
bile ödül almak istemiyorum. Ödül veriyorlar,
listeler hazırlanıyor, tam ödülün yapılacağı gün
bu listelere yeni isimler ekleniyor. Her şey bir anda değişiyor.
Hani bu iş anketlerle yapılıyordu, hani sizin inandırıcılığınız?
Bu durum benim çok canımı acıtıyor.
Hangi ödül
töreni canınızı acıttı?
- Burada konu ben
değilim... Ben bu sisteme, düzene karşıyım. Mesela bana "En
iyi şarkıcı" ödülü verilirken, olmadık
insanlara ya da bir hafta önce albüm çıkarmışlara
"En iyi albüm" ödülü gidiyor. Bu olmaz.
Bir hafta önce albüm çıkarana ödül
veremezsin. Bu haksızlıktır... Ben "Romeo" ile çok
güzel bir başarı yakaladım, bunun ödülünü
ancak bir yıl sonra alabildim. Doğrusu budur. Fakat şimdi anlık
ödüller veriliyor. O yüzden artık hiçbir ödül
törenine gitmek istemiyorum. Yeter! Değer ile popülarite,
hediye ile ödül karıştırılmasın. Üst üste
iki ödül töreninde şaibe yaşanınca, bu işi
bitirmeye karar verdim.
İsim verebilir
misiniz, hangi organizasyonlar şaibeliydi?
- Bir tanesi Boğaziçi
Üniversitesi’nin düzenlediği, diğeri bir televizyon
kanalının çok yakında yapacağı ödül töreni...
Bu kanalın hazırladığı listeyi gördüm, şaşırdım.
Ben hayatımda 15 günlük ya da bir aylık albümümle
ödül almadım. Oysa her iki organizasyonun ödül
listesinde de 15 günlük albümler var. Bunlar motive
için olabilir ama o zaman da ödülün adı
"teşvik" ya da "en iyi çıkış yapan"
olmalı. "En iyi albüm" ya da "en iyi şarkı",
"en iyi şarkıcı" ödülü veremezsin. Ben bu
iki ödül töreninde de ödül alıyorum. Fakat
bana 10 gün önce gönderilen ödül listesi ile
geceye bir gün kala gönderilen ödül listesi
arasında farkı görünce delirdim. Son anda araya birileri
sokuşturuluyor; bu olmaz! Yeni albüm çıkarana "en
iyi" ödülü veremezsin, ayıp! O yüzden artık
kimse bana ödül vermesin. Dediğim gibi almayacağım,
gitmeyeceğim. İstemiyorum...
Araya hangi şarkıcı
ya da albüm sıkıştırılmış ki bu kadar öfkelisiniz?
- Hem Boğaziçi
Üniversitesi’nin hem de TV kanalının hazırladığı ödül
listesine bir bakın, anlarsınız. İsim zikretmem...
Peki, gelelim yeni
albümünüz "Hipnoz"a...
- Müziğe dair
öğrendiğim birçok şeyi bu albüme yansıttım.
Sözlerini yazdım, felsefesini oluşturdum. Dolayısıyla bu
albüm benim iyileşme albümümdür. "Nasıl
Delirdim?"den sonra artık beni tedavi edecek şeyin müzik
olduğunu gördüm. Artık hayatta her şeye geniş
bakıyorum. O yüzden kendi sınırlarımı çok zorlayarak
yaşıyorum. Şarkıların sözlerini de bu bakış açısıyla
yazdım. Dolayısıyla albümün genel konseptine "hayatta
her an her şey olabilir"i taşıdım.
Peki niye "Hipnoz"?
- "Her ne yaşıyorsan
onu aşkla kurtar" demek istediğim için... Hayata aşkla
bağlan... Bunu müziğime, sözlerime yansıttım. Çünkü
müzik çok etkili bir ilaçtır. Toplum olarak bizim
pozitif müzik yapan birilerine ihtiyacımız var. Hem ritmiyle,
hem sözleriyle bu insanları çok rahatlatacak bir albüm.
O yüzden adı "Hipnoz." "Nasıl Delirdim"de
agresiftim, şimdi daha dingin ve huzurluyum. Müziğim de öyle.
Dolayısıyla Hipnoz’un çok depresif birisini açabileceğini
düşünüyorum. "Hipnoz" şarkımda da her
türlü kötülüğün, negatifliğin,
karamsarlığın, olumsuzluğun üstesinde aşkla
gelinebileceğini anlatıyorum. Bu albüm her anlamda kendimi
görmeme neden oldu. Mesela şu an kendimi şarkıcı gibi
hissediyorum. Meğer ben bugüne kadar sesimi çok doğru
ve profesyonel kullanmamışım. Elektronik müziğin içine
girince bunu gördüm, öğrendim. Çünkü
elektronik müzik çok zor...
"Pinokyo"
isimli şarkınız da ilginç...
- Albümde 10 şarkı
var, "Pinokya" da en iddialılarından biri... Bu şarkıyı
seslendirirken, oturup ağladım. Çocukluk dönemim aklıma
geldi, böyle bir şarkı yazabilmek beni duygulandırdı.
"Pinokyo" şarkımda, yalanın insanı sadece o anlık
idare ettiğini anlatıyorum. Gerçekçilikten söz
ediyorum. Çünkü ben bundan, yani gerçekçilikten
yanayım.
Peki Romeo’nuz için
yani sevgiliniz Kadir Bey için bu albümde de şarkı var
mı?
- Var tabii.
"Gece-Gündüz" isimli şarkı onun için
yapıldı... Tam bir aşk şarkısı. Kadir de (Doğulu) bu şarkıyı
çok seviyor. Burada diyorum ki; "Dere tepe düz
gelirim ardından, seve seve yükselirim, yankılanır adın
kulağımda gece-gündüz."
Marjinal olduğunuza
inanıyor musunuz?
- Bir kere hayatımı
asla dejenere yaşamam, öyle şeyler beni bozar. Bu anlamda
ayakları yere sağlam basan biriyim. Benim kafam uçuktur.
Eğlenceli şeyleri düşünmek ve yaşamak hoşuma gider. Bu
marjinallik konusuna da artık nokta koymak istiyorum. Kendimi yeni
yeni tanıtmaya başladığım için herkes benim şu an öyle
bir değişime girdiğimi düşünüyor. Ben genç
kızlığımdan beri böyleydim ama bunu yansıtamıyordum. İmkan
yoktu... 17 yaşındayken saçlarım punk’tı ve yan
tarafları kendim kazırdım. Pop müzik piyasasına girdim,
bozuldum! Pop piyasasında şöyle bir durum vardı; "Yaptığını
devam ettir!" Ettirdim ama çok acılar çektim.
Millet bayılıyordu, eğleniyordu, ben mutlu olmuyordum. Tamam
yakalanan başarıdan ve albümün içindeki iki
şarkıdan mutluydum ama geri kalanından mutsuzdum. Çünkü
o ben değildim. Şimdi kendim gibi olmaya başladım. Farklılık bu
işte.
Oysa herkes bu
değişimle birlikte biteceğinizi düşünüyordu?
- Ben bitmeyeceğimi
biliyordum. Benim dışımda herkes korktu. Ama korkmadan yaşamak
çok zevkli. Bunu herkesin denemesini isterim. Tabii ki
şanslıyım ama ben ideallerimin peşinden gittim. Oturup
beklemedim...
- Biraz da aşktan söz
edelim mi?
- Aşk, insanın hayatını
yönlendiren bir şey. Biz aşktan çok şey bekliyoruz.
"Bana söz vermiştin, niye olmadı, niye bitti?"
diyoruz. Bitiren de biziz, başlatan da. Aşktan beklediğimiz ne?
Benim aşktan beklentim sadece hayatımı yönlendirmesi.
Peki Kadir Bey sizi bu
anlamda yönlendiriyor mu?
- Hem de çok...
Kadir’i tanımadan önce aşkla ilgili umudum kalmamıştı.
Tabiata bağlamıştım kendimi. Hatta "Herhalde ben de
hayvanlarla yaşlanacağım" diyordum. Meğer umut varmış.
Yeniden yaşadığımı hissediyorum Kadir’le. Ruh eşini bulmak
kolay bir şey değil. Ben bunu buldum ve kurcalamıyorum. İlişkimi
taze yaşıyorum. Bizim ilişkimizde hiçbir dert, sıkıntı
masaya yatırılmaz, hiçbir sorun uzatılmaz.
Ne zaman
evleneceksiniz?
- Artık bu eylülde
evleneceğiz. Bu kez uzatmayacağız...
Peki şarkılardan
devam edelim... "Buradayım" şarkınızın sözlerine
baktım da fena halde bir taşlama durumu var...
- "Bir nefret var
kontrol yok, yürümek varken konuşan çok, bana bakma
ben kimseye kızmıyorum, gülüyorum, bakıyorum, geçiyorum.
Buradayım kışkırtıyorum seni, biliyorum delirtiyorum seni,
biliyorum zehirliyorum seni, kanındayım dolaşıyorum senin..."
Çok güzel bir şarkı oldu...
Kime bu sözler?
- Etkim altında
bıraktığım insanlara... İnsanlar bir şeyi beğendiği zaman,
onu taklit ediyorlar ve sonra da "Bu benim" diyorlar. Böyle
bir şey yok. Taklit hiçbir zaman gerçeğinin
kalitesinde olmaz. Etrafta bir sürü Hande Yener var ama
benim aynım değiller. Olsa, yine sözüm yok.
"Kim ne yapmış"
diye alıp dinlediğiniz albümler var mı?
- Hiç... Radyodan
duyduğum an ya da klibini izlediğim zaman ne yapıldığını
görüyorum. Güzel bir şey olsa hemen koşarak alırım.
Yok! Benim şu ana kadar aldığım Türk albümü yok.
Türkçe pop asla dinlemiyorum!
Teklif aldım
İngiltere’ye gidiyorum
- Severek dinlediğiniz
hiç Türk şarkıcı yok mu?
- Öyle ölüp
biterek dinlediğim bir Türk albümü yok. Madonna’yı
alıp dinliyorum. Öyle bir sound çıkmışken Türkçe
popu dinleyemem ki. Kulağımı bozamam. Bizimkiler çok derin
düşünmüyorlar. Hiç yurtdışına bakmıyorlar.
Niye bakmıyorlar, anlamıyorum. En fazla baktıkları benim. Neden?
Bakacakları yer müziğin kalbi. Ben de oraya gidiyorum zaten.
- Nasıl gidiyorsunuz?
- Tası tarağı toplayıp
İngiltere’ye gidiyorum. Oradaki bir firmadan albüm teklifi
var. Şu an görüşmeler devam ediyor. Oraya yerleşip,
albüm hazırlayıp dünyaya açılacağım. Çünkü
bana inanılmaz bir talep var. Bunu başaracağım.
Ayşe’yle
kıyaslanmaktan hoşlanmıyorum
- Ayşe Hatun Önal’ı
dinlemediniz, klibini izlemediniz mi? "Kalbe Ben" klibi çok
beğenildi mesela...
- Klibini izledim, ama
bir açıklama yaparsam gündeme çok ağır düşer.
O yüzden başkalarıyla ilgili yorum yapmayayım.
- Ayşe’yi
beğenmiyor musunuz?
- Ben elektronik müzik
yapan herkesi destekliyorum. Fakat şöyle bir gerçek var
ki, benim için sahnedeki canlı performans ve işin devamı
çok önemli. Ben Ayşe’nin bir darbuka, kemanla şarkı
söylememesinden dolayı mutluyum. Yeni bir şeyler yapmaya
çalışıyor. Elektronikte çok farklı tarzlar var.
Bizim birbirimizle hiç alakamız yok. O yüzden
kıyaslanmaktan hoşlanmıyorum. Benim enerjim, yaptığım iş
farklı, onunki farklı.
Hürriyet Magazin
26/05/2008
|