Okunma Sayısı : 66  |
Beğenilme : Yok |
Haberin başlığı,
“Üskül’ün tercihi sapıklardan yana.”
Gazete,
kanlı mücahit Vakit gazetesi. Haber, TBMM İnsan Hakları
İnceleme Komisyonu Başkanı Zafer Üskül’ün ‘3.
Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma’ya katılmasıyla
ilgili.
Veriliş tarzıyla, memleketimizin neden çıkmaz
yoldan bir türlü şaşamadığının, verilen demokrasi
mücadelesinin neden çok zorlu olduğunun; bu mücadeleyi
verenlerin neden ancak imkânsızla mucizenin kesişme
noktalarında soluklanabildiğinin ipuçlarıyla yüklü
haberi birlikte okuyalım:
“Adana Kozan’da başörtülü
olduğu için Garnizon Komutanı ve Kaymakam emriyle birincilik
ödülü verilmeden kürsüden indirilen öğrenci
için kılını kıpırdatmayan, kartelin asılsız iddiası
üzerine Fatih Sultan Mehmet Camii imamı Hasan Hakyemez’in
‘en ağır şekilde cezalandırılmasını isteyerek yargısız
infaza yeltenen TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Hukukçu
Prof. Zafer Üskül; lezbiyen, gey, biseksüel, travesti
ve transseksüellerin ‘Homofobi Karşıtı Buluşma’
konferansına katılarak, ‘AK Parti’ nin eşcinsellere de aynı
mesafede olduğunu’ söyledi. Üskül, bir sorunla
karşılaşmaları durumunda hemen kendisini arayabileceklerini
söylediği Kaos GL adlı sapkın derneğin toplantısına
katılarak ‘Lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve
transseksüellerin etkinliklerine katılan ilk milletvekili”
unvanını kazandı. Üskül’ün bu tavrı komisyon
üyelerini de rahatsız etti. Üskül’ün bu tavrı
CHP ve DSP’li komisyon üyelerince bile ‘takdir’
edilmezken, MHP’lilerden ‘Kendi tasarrufu, komisyonu bağlamaz’
tepkisi geldi. AK Partili üyelerin ise rahatsız olduğu
gözlendi. Komisyonun MHP’li başkanvekili Mehmet Ekici ‘Sayın
Başkan’ın kendi takdiridir. Bu bir komisyon kararı gereği
değildir’ derken, İzmir Milletvekili MHP’li üye Şenol Bal
da ‘Ben davet edilseydim gitmeyi uygun görmezdim. Gerek
duymazdım’ diye konuştu. CHP’li Milletvekili Ali Rıza Ertemür,
‘Bu derneğin davetine icabet etmesi Başkan’ın kendi
tasarrufudur. Komisyonun bu konuda bir çalışması yoktur’
dedi. Komisyon Katibi DSP İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş
ise, toplumun büyük kesimini ilgilendiren davetlere
katıldığını söyledi. Üskül’ün bu tutumunun
komisyonun AK Partili üyelerini rahatsız ettiği gözlendi.
AK Partili milletvekilleri, konu hakkında bir şey söylemek
istemediklerini belirtirken ‘insan hakları alanında ülkenin
çok daha önemli problemleri olduğuna’ vurgu yapmakla
yetindiler. (ara başlık)—SAPIKLAR ÇOK SEVİNDİ—
Travesti Aylin Başak ise ‘Cinsel tercihlerimiz konusunda
bizi desteklediği için Sayın Üskül’e çok
teşekkür ediyorum. İlk kez bir milletvekilimiz bize sahip
çıktı’ dedi.
Konuyla ilgili görüşmek
istediğimiz Başkan’ ın yurt dışında olduğu bildirilirken,
Zafer Üskül’e vatandaşlardan da büyük tepki
yağıyor.”
Memleketin
vasatı
Vakit
gazetesinin bu memleketin vasatını temsil edemeyeceğini iddia
edenlerin ağız tadını kaçırma pahasına belirtmek
zorundayım. Bu toplumun vasatına hitap etme konusunda militan bir
dil kullandığı için Vakit’i marjinal ilan etmek gerçek
bir safdilliktir.
Vakit gazetesi, en popüler ideolojik
çağrıların temsilcisidir. Ve yukarıdaki
haberin dili
ve ideolojik karşılığına içtenlikle isyan edecek basın
organlarımızın sayısı ve satışları da ortadadır.
Dolayısıyla kendimizi kandırmanın alemi yok. Bu ülkede
cinsel azınlıklar, baskı altında tutulması doğal karşılanan
sapıklar; hakları konusunda seslerini yükselttiklerinde ise
haddini bilmeyen, bunca sorun varken hiçbirimizi
ilgilendirmeyen dertleriyle vakit ve gündem çalmaya
çalışan sapıklardır.
Yukarıdaki haber metninde
hiçbir haber unsurunun yalan içerdiğini sanmıyorum.
Üskül, gerçekten de böyle bir toplantıya
katılan ilk milletvekili. Üskül’ün tavrı komisyon
üyelerini gerçekten rahatsız etmiştir. MHP’li üye
toplantıya katılmaya gerçekten gerek duymazdı. DSP’li
hanım gerçekten de bu toplantının toplumun geniş bir
kesimini ilgilendirdiğini düşünmüyordur. AKP’lilerin
‘üsküllü bela’ tanımlamasını başka kanallardan
da işittik.
Onların rahatsızlıklarından da kuşku duymamız
için hiçbir neden yok. Travestilere gelince, onlar da
mutlaka bir milletvekiliyle görüşebildiklerinden mutluluk
duymuşlardır.
Mesele de işte budur. Vakit yazarlarından
birinin ‘Şey-nelerin toplantısı’ ‘namusluları sapıklarla
bir tutan’ ve benzeri incilerle süslü yorumuna hiç
girmiyorum.
Homofobi Karşıtı Toplantılar haftasının hemen
üstüne 12 Eylül’den bu yana Türkiye’deki
insan hakları ihlâlleri üstüne sürekli raporlar
yayınlayan saygın Human Rights Watch, ilk olarak “Değişen
Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet, Cinsellik ve İnsan Hakları”
başlıklı bir rapor yayımladı. Bir basın toplantısıyla
açıklanan bu raporun haber değerini Milliyet ve Taraf
gazeteleri dışında hiçbir basın organı ciddiye almadı.
Lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel
kelimelerinin baş harflerinden oluşan LGBTT hakları üstüne
ilk kez böyle bir raporun yayınlanmasını hiç ilginç
bulmayan medyamız, magazin sayfalarında ve programlarında ağzı
salyalı bir tecessüs içinde bu konunun abonmanıdır
oysa.
Vakit gazetesinin dilinin şık ve şehirli olmadığını
bildikleri için bu kesimler hakkında hedef gösteren,
saldırgan ve hakaretamiz bir dil kullanmamaya çaba
gösterirler. Ama
ola ki bir magazin figürü
eşcinsellik üstüne bir kelam yumurtladı, onu nal gibi
başlık yapmaktan kaçınmazlar.
Riyanın en yüzsüz
resmi, eşcinsellik konusunda çekilebilir.
Rapordan
Human
Rights Watch’un 100 sayfa 7 bölümden oluşan raporunun
giriş bölümünde, “Türkiye’de yaşayan LBGTT
vatandaşların karşı karşıya kaldığı kötü durum bu
topluluğun diğer ülkelerde karşılaştıklarıyla çok
benzerken, ‘erkeklik’ ve ‘kadınlık’ kavramlarına dair katı
kurallar özellikle Türk toplumunun ve devletinin yapısına
derin bir şekilde işlemiş durumda. Bu gibi kuralların devamı, bu
raporda gösterildiği gibi, aktardığımız birçok
olayda eşitsizliği devam ettirmekte ve şiddeti artırmakta”
deniyor. Raporda dudak uçuklatacak şiddet-vahşet
öyküleri,
tanıkları tarafından anlatılıyor.
Hükümete
tavsiyelerde bulunuluyor: “cinsel yönelim ve toplumsal
cinsiyet kimliğine yönelik şiddet ve ayrımcılığı bitirin.
İnsanları cinsel yönelim ve toplumsal cinsiyet kimliğini
temel alarak taciz etmek, tutuklamak ya da cezalandırmakta sık
kullanılan ‘ahlaksızlık’, ‘teşhircilik’ ve ‘toplum
ahlakına karşı suçlar’ gibi belirsiz ve geniş kapsamlı
yasaları kaldırın.
Askerlik yasasını cinsel yönelim ve
toplumsal cinsiyet kimliği temelinde askere almamayı kaldıracak
şekilde değiştirin.
Her bireyin kendi tanımladığı
toplumsal cinsiyet kiliğine Yogyakarta Prensipleri’nde
belirlendiği şekilde (uluslar arası insan hakları hukukunun
cinsel yönelim ve cinsel kimliğe nasıl uygulandığının
yetkin ve geçerli bir yorumu) tam saygı ve hukuki tanımayı
garantileyin.
Seks işçiliğiyle ilgili yasa ve
düzenlemelerin adil olmaları cinsel yönelim ya da kimlik
temelinde ayrımcılık yapmamaları ve seks endüstrisindeki tüm
bireylerin haklarını kapsamlı bir biçimde korumalarını
garantilemek için inceleyin.
AB’nin ‘istihdam ve
meslek edinmede eşit muamele için genel bir çerçeve
kuran’ 200/78/ED numaralı yönergesine riayet edin.
Adalet
sistemi içinde çalışan tüm görevliler,
cinsel yönelim ve toplumsal cinsiyet kimliği konuları da dahil
olmak üzere, ayrımcılık karşıtlığı ve insan hakları
ilkeleri konusunda eğitin.
Şiddet ve tecavüz suçlarını,
kurbanın cinsiyetine, cinsel yönelimine veya toplumsal cinsiyet
kimliğine bakmaksızın gerektiği şekilde araştırın.
Aile
içi şiddet konusunda Ailenin Korunması Kanunu’nda yer alan
koruma kararlarının ayrımsız bir şekilde tüm aile bireyleri
ve aynı cinsten çiftlerin partnerleri tarafından
yararlanabilir olmasını sağlayın. Aile içi şiddet
kurbanlarına verilen hizmetlerin
cinsel yönelim ve
toplumsal cinsiyet kimliği meselelerine karşı duyarlı olduğundan
emin olun ve ayrımcı olmadığını garantileyin.
Tüm
lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel
derneklerinin toplanma, örgütlenme, yasal statü
kazanma, bilgi paylaşma ve yaymaya izni olmasını
sağlayın.
Lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve
transseksüel dernekleriyle insan hakları savunucuları olarak
yaptıkları çalışmalara destek verebilmek amacıyla yapıcı
bir diyalog içine girin.”
Raporda Türkiye’deki
sağlık sektörü profesyonelleriyle Avrupa Birliği’ne de
sıkı tavsiyeler var.
LGBTT konusu etrafında kurulan dil,
toplumların aynasıdır. Homofobi ve mizojini el ele vererek
kitlelerin ruhuna faşizmi dövmeler. Onca sorun varken bu
insanların hak ve özgürlük alanlarını gündeme
getirmeyi uygun bulmayan liberal ve demokratlara soruyorum. Siz
militarist öncelikler silsilesine olan inancınıza
sarılarak
insanların hayatını erteleme hakkını ne zaman kazandınız?
Yıldırım Türker
26/05/2005 Radikal
|
|
|