Okunma Sayısı : 45 |
Beğenilme : Yok |
Eşcinsel
haklarını koruma amacıyla kurulan Lambdaİstanbul Derneği
hakkında açılan “kapatma” davası, geçen hafta
sonuçlandı. Dernek, İstanbul Valiliği’nin başvurusu
üzerine, Anayasa’nın “ailenin korunması” ile Medeni
Kanun’un “hukuka ve ahlaka aykırı dernek kurulamayacağı”
hükümlerine dayanarak kapatıldı.
Lambda yöneticileri
şimdi temyize giderek yeni bir hukuki mücadeleye hazırlanıyor.
Ankara ve Bursa’da “genel ahlaka uygun”, İstanbul’da ise
“aykırı” bulunan eşcinsel derneği ile ilgili son kararı,
yüksek yargı verecek.
Türkiye’de
eşcinsel haklarını savunan ilk örgüt Ankara’daki
KAOS-GL idi. Bugün Lambda’ya karşı yöneltilen iddia,
2005 yılında KAOS-GL’ye yöneltilmişti. Ankara Vali
Yardımcısı Selahattin Ekremoğlu, Kaos GL’ye, derneğin adının
ve tüzükte belirtilen amacın Medeni Kanun’daki “Ahlaka
aykırı dernek kurulamaz” hükmünü ihlal olduğunu
öne sürerek, kapatılmasını istemişti.
ANKARA
SAVCISI: AHLAKA AYKIRI DEĞİL
Savcılık ise, 5253 Sayılı
Dernekler Yasası, AB siyasi kriterleri, AB Katılım Ortaklığı
Belgesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve taraf olunan
diğer uluslararası insan hakları sözleşmelerini dikkate
alarak başvuruyu reddetmişti. Dernekler Yasası’nın “devletin
derneklere karşı baskıcı değil, kollayıcı tavrını göstermesi
usulüne göre yapılandırıldığını” savunan Savcı,
“lezbiyen” ve “gay” kelimelerinin günlük hayatta ve
bilimsel araştırmalarda rahatlıkla kullanıldığına işaret
ederek şöyle demişti:
“Bu kavramlar, toplumlara göre
değişir. Yeni TCK’nın yapılandırılmasında ‘cinsel yönelim
ayrımcılığı’nın tartışıldığı bir dönemde, eşcinsel
olmak ahlaksız olmak anlamına gelmez. Aslolan tüm ahlak
bilimleriyle uğraşanların ortak birleştikleri nokta olan insan
iradesinin hür olması gerektiğidir.”
Savcı,
derneğin adında ve 23 maddeden oluşan amaç bölümünde
“ahlak dışı olarak tanımlanabilecek bir husus bulunmadığını”
ifade ederek, derneğin kapatılması talebiyle kamusal dava
açılmasına gerek olmadığını belirtmişti.
İSTANBUL
VALİLİĞİ: AHLAKA AYKIRI
KAOS GL aklandı; ama aklanan
tüzüğü aynen alarak İstanbul’da kurulan
Lambdaİstanbul adlı dernek için de aynı gerekçelerle
“kapatma” istedi. İstanbul Vali Yardımcısı, 2006 yılında
Lambda’ya gönderdiği yazıda, gereğinin yerine getirilmemesi
üzerine daha sonra kapatma talebine dayanak yaptığı
gerekçelerini şu hükümlere dayandırmıştı:
Medeni
Kanun’un 56’ncı maddesinin 2’nci fıkrası: Hukuka ve ahlaka
aykırı dernek kurulamaz.
Anayasa’nın 33’üncü
maddesinin 3’üncü fıkrası: Dernek kurma hürriyeti
ancak, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin
önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlak ile başkalarının
hürriyetlerinin korunması sebepleriyle ve kanunla
sınırlanabilir.
Anayasa’nın 41’inci maddesi: Aile, Türk
toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet,
ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların
korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanması
sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı
kurar.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11/2 maddesi:
Bu hakların kullanılması, demokratik bir toplumda, zorunlu
tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğinin, kamu
emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç
işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya
başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması
amaçlarıyla ve ancak yasayla sınırlanabilir. Bu madde, bu
hakların kullanılmasında silahlı kuvvetler, kolluk mensupları
veya devletin idare mekanizmasında görevli olanlar hakkında
meşru sınırlamalar konmasına engel değildir
İSTANBUL
SAVCISI: AHLAK GÖRECELİ BİR KAVRAM
Valilik, derneğin
adının Türkçe olmadığı, amaçlarının
yukarıda saydığı hükümlere aykırı olduğu iddiasıyla
“düzeltme” talebi yerine getirilmeyince, “kapatma”
istemiş, İstanbul Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı ise 2007
yılında “kapatma” talebini “herkesin örgütlenme
özgürlüğü” olduğuna vurgu yaparak
reddetmişti. Başsavcılık, BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi
ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne dayandırdığı
kararında şöyle demişti:
“... Türk Dil Kurumu
sözlüğünde eşcinselliğin kendi cinsinden kişilerle
cinsel ilişkide bulunan kimse olarak belirlendiği konunun bilimsel
analizinde ise, modern bilimsel kuramlardan önce cinsel işlev
bozukluklarının genel olarak ahlaki bozulmanın bir sonucu olduğu
düşünülürken,
Ruh sağlığı uzmanları
arasında yaygın olarak kabul gören, Amerikan Psikiyatri
Birliği tarafından yayınlanan resmi tanı sistemi olan kısaca DSM
4 olarak adlandırılan ve ruhsal bozuklukların tanısal ve
istatistiksel elkitabında “eşcinselliğin başlı başına bir
bozukluk olarak ele alınmadığı” kişinin cinsel yönelimi
ile ilgili sürekli ve belirgin stres yaşaması şeklinde bir
alt grup olarak yer aldığı ve eşcinselliği spesifik bir tanı
olarak yer vermediği,
Sözlüklerde lezbiyen
kelimesinin Fransızca kökenli bir kelime olup eşcinsel olarak,
gay kelimesinin ise İngiliz kökenli bir sıfat olarak edilgin
erkek eşcinsel olarak belirtildiği ve bu kelimelerin günlük
hayatta ve bilimsel tartışmalarda anlamına uygun ve rahatça
kullanıldığı bilinmektedir.
Ahlak kavramının
irdelenmesinde ise insan topluluklarınca zamanla benimsenen
fertlerin birbirleriyle aile, toplum, devlet ve bütün
insanlarla ilişkilerini düzenleyen kurallar ve ilkeler ve
inançlar bütünü olduğu ve iyi-kötü
bağlamında olumlu kabul edilen davranışların toplamının ahlak
olarak adlandırıldığı, ahlakın temel amacının toplumsal
yaşamda düzeni sağlamak, bireyler arası ilişkilerin
kurallara bağlı olduğu, toplumlara göre değişen izafilik
(görecelilik) kavram içeren yeni TCK yapılandırılmasında
“Cinsel yönelim ayrımcılığının” tartışıldığı bir
dönemde, eşcinsel olmanın tartışıldığı bir dönemde
ahlaksızlık olmak anlamına gelmediği bir gerçektir.
Öte
yandan cinsel uyumsuzluk ve kişinin cinsel yönelimi ile ilgili
sürekli gerilim olarak kabul edilen eşcinselliğin TCK ve özel
kanunlarda suç sayılmadığı bir gerçektir.”
“MAHKEME:
BUNA HAKİMLER KARAR VERMELİ”
Başsavcılığın “genel
ahlak” kavramını sorgulayan ve eşcinselliğin “ahlaksızlık”
olmadığını vurgulayan bu kararı üzerine Valilik, İstanbul
5. Ağır Ceza Mahkemesi’ne itirazda bulundu. Mahkeme, “...
Hiçbir özgürlüğün sınırsız
olamayacağı, başka ülkede bulunan her şeyin ülkemiz
açısından da kesinlikle doğru olduğu sonucuna
varılamayacağı gibi, ülkemizdeki somut olaylarda yapılan
müdahalelerin ulusal yasamıza ve uluslararası sözleşmelere
aykırılık teşkil edip etmeyeceğine ilişkin hukuki
nitelendirmeyi hakimin yapmasının daha uygun olacağı sonuç
ve kanaatine varılmıştır” diyerek davayı kabul etti.
Dava
geçen hafta “kapatma” kararıyla sonuçlandı;
mahkeme derneğin tüzüğünün ahlaka aykırı
olduğuna hükmetti. Karara ilk tepki, Avrupa Konseyi
Parlamenterler Meclisi’nden geldi. AKPM başkanı Luis Maria de
Puig, Strasbourg’da yazılı açıklama yaparak kararı
kınadı. Dernek temyize hazırlanırken, eşcinsel haklarını
savunan derneğin hukuka ve “genel ahlaka” aykırı olup olmadığı
tartışması bir kez daha gündeme geldi.
KAOS-GL’nin
iki hafta önce Ankara’da düzenlediği 3. Uluslararası
Homofobi Karşıtı Buluşma’da Anayasa’nın “herkes için
eşitlik” öngördüğü, eşcinsellerin de buna
dahil olduğu vurgulanmıştı. Eşcinsel derneklerine yönelik
“kapatma” talepleri ve Lambda’nın kapatılması kararı
“devletin homofobik yaklaşımının göstergesi” mi?
NTVMSNBC, konuyu eşcinsel hakları savunucusu Avukat Yasemin Öz
ile Türkiye’de bu alandaki derneklerin öncüsü
olan KAOS-GL’den Ali Erol’a sordu. Öz ve Erol’un görüşleri
şöyle:
AVUKAT YASEMİN ÖZ: “AHLAK” NET
OLARAK TANIMLANMALI
Anayasa’nın çeşitli
maddelerinde “ahlaka aykırılık” gerekçesiyle öngörülen
yaptırımlar var. Bu yaptırımlar, dernek kapatma veya basının
engellemesi olabiliyor. Oysa Türk hukukunda birçok yerde
“genel ahlak” kavramı geçmesine rağmen, bunun ne
olduğuna dair somut bir tanım yok. Olmadığı zaman da o davaya
bakan savcının, hakimin kişisel ‘ahlak kriterleri’, yani
takdirine kalıyor bu tür kararlar. Bu çok geniş bir
takdir yetkisi bu yüzden öncellikle sınırlandırılmalı
ve içeriği belirlenmeli. Neler ahlaklıdır, neler
ahlaksızdır, belirlenmeli ki, kişiler de hangi yaptırıma maruz
kalabileceklerini ve hangi eylemleri işlediklerinde sorun
yaşayacaklarını bilsinler.
MAHKEME EŞCİNSELLERİ
KABUL ETMİYOR
Bir hukukçu olarak benim kişisel
görüşüm; eşcinsellik dünya üzerinde var
olan bir pratik, eşcinselliği ahlaklı veya ahlaksız olarak
tanımlamak tamamen kişisel tercih. Ama var olan bir gerçeği
hiçe saymak, insanları ahlaklı veya ahlaksız olarak
sınıflamak, anayasanın “eşitlik” hükmünün
herkesi kapsamaması ve mahkemenin bu kararı kabul edilemez.
Türkiye’de bu kadar çok eşcinsel yaşarken, “Siz
ahlaksızsınız, örgütlenemezsiniz” demek temel hak ve
özgürlüklere aykırıdır ve böyle bir yetki
olmaması gerekir.
EŞCİNSEL CİNAYETİNDE KATİLE
İNDİRİM
Toplum adaletsiz ve homofobik.Transseksüel,
lezbiyen, eşcinsel düşmanlığı oldukça yaygın.
Kişisel görüşlerin etkisiyle, önyargılarla,
eşcinselleri dışlamak gerektiği şeklinde bakış açısı
oluşmuş. Bunu, örneğin gazeteci Baki Koşar cinayetindeki
davada gördük. Katile ağır tahrik indirimi uygulanıp,
sadece 16 yıl 5 ay ceza verildi. Mahkeme, Lambdaİstanbul’un
kapatılmasının gerekçesini henüz açıklamadı.
Ama İstanbul Valiliği, savcılığa yaptığı suç
duyurusunda, derneğin ahlaka aykırı amaçla kurulduğunu,
isminin Türkçe karşılığı olmadığını iddia
etmişti. Dernek, eşcinsellerin, biseksüellerin, travestilerin
ve transseksüellerin haklarını korumak için
kurulmuştur. Amacı bu. “Amacını değiştir” demek, aslında
“örgütlenme ve yok ol” demek. Mahkeme de bu bakış
açısıyla karar verdi. Yani eşcinsel haklarını korumak
amacıyla kurulmuş bir derneği kapatmak istiyorlarsa, bunları
ortadan kaldırmak istiyorlar.
AYNI AMAÇLA KURULMUŞ
3 DERNEK DAHA VAR
Türkiye’de eşcinsellere,
transseksüellere, biseksüellere ve travestilere yönelik
resmi olarak kurulmuş ve faaliyetlerine devam eden 3 dernek daha
var. Yani Lambda gibi, aynı amaçla kurulmuş dernekler.
Anayasa’nın 10. maddesinde yer alan “eşitlik” haklarıyla
ilgili idari işlem yapılacaksa eşit davranılmak zorunda. Yani,
aynı tüzükle kurulan 3 dernek daha varsa, Lambda’nın
kapatılmasını istemek açıkça anayasaya ve hukuka
aykırı. İstanbul’da özellikle transseksüel ve
travestilere yönelik, polisin hukuk dışı tedbirlere
başvurması çok yoğun yaşanıyor ve sürekli yargıya
başvuruluyor. Temyizde bu karardan dönüleceğini
düşünüyorum. Aksi halde uluslararası mekanizmalar
işletilerek dönüleceğini düşünüyorum.
Ali Erol (KAOS-GL Derneği):
ANKARA VE BURSA’DA
TÜZÜK ONAYLANDI
Türkiye’de eşcinsellerin
örgütlenme süreci 1990’lı yılların başında
başladı. Fakat resmen kabul edilmesi, KAOS GL Derneği’nin
kuruluş başvurusuyla gerçekleşti. Ardından da başka
dernekler başvurdu. Lambda derneğinden önce yasal ve hukuki
olarak eşcinsellere yönelik dernekler devlet tarafından kabul
edilmişti. KAOS-GL Derneği’nin tüzüğü Ankara
Valiliği tarafından resmen onaylandıktan sonra diğer gruplar bu
tüzüğü aynen aldılar. Yani şu anda İstanbul
Valiliği’nin ahlaka ve hukuka aykırı bulduğu ve mahkemenin
onayladığı Lambdaİstanbul’un tüzüğü; Ankara ve
Bursa Valiliği tarafından diğer eşcinsel dernekleri için
onaylanmış bir tüzüktür. Hukuka ve genel ahlaka
aykırı bulunmamıştır.
VALİLİKLERİN VE MAHKEMELERİN
KAFASI KARIŞIK
Türkiye’de eşcinsel haklarına sahip
çıkılması ve örgütlenmesi yeni bir süreç
olduğu için, daha önce olumlu veya olumsuz bir tecrübe,
bir hukuki süreç söz konusu olmadığı için
belki valiliklerin ve mahkemenin kafası karışmış olabilir. Ama
Ankara Valiliği’nin onayından sonra İstanbul Valiliği’nin bu
tüzüğü hukuka aykırı bulması kendi içinde
bir sorun. Kabul edilemezin ötesinde hukuki bir sorun. Anayasa
ve yasalardaki “genel ahlak” kavramı, sadece eşcinsellere değil
mevcut işleyişe ve mevcut toplumsal kodlara uymadığı düşünülen
tüm davranışları yargılayan ve damgalayan bir çerçeve.
Şimdiye kadar kimse bu kavramı açıkça tanımlayamadı.
Biz, eşcinsel dernekleri tarafından yazılan bu tüzüğün
ahlaka aykırı olduğunu kabul etmiyoruz.
Mahkeme de “genel
ahlak” için bir tarif yapmıyor. Keyfi bir uygulama.
Şüphesiz homofobik olduklarından dolayı kapatmak istiyorlar.
Hukuka aykırı bulunan amaç, 15 yıldır hayata geçirilmeye
çalışılıyor. Bu dernekler faaliyetlerini hep yasalar
çerçevesinde yaptı. İlk başvurular sırasında böyle
bir yaklaşım olsaydı, kabul etmez ama anlayışla karşılabilirdik.
Çünkü, mevcut yasalar üzerinden bu örgütlenmeyi
nasıl karşılayacaklarını bilemeyebilirlerdi. Ama bu örgütlenme
90’lı yılların başından beri var.
ntvmsnbc
|
|
|