Okunma Sayısı : 34 |
Beğenilme : Yok |
Şu
noktanın altını kalın bir çizgiyle çizmek
gerekiyor: Lambdaistanbul kapatılmadı. Sadece yerel mahkeme
derneğin feshine karar verdi. Bu da bize Yargıtay'a gitme yolunu
açtı. Hani oldu ya Yargıtay da “kapatılsın” dedi.
Sonrası AİHM…
B u yazıyı yazmaya
niyetlendiğimde kafamda uçuşan cümleler az biraz
belliydi.
"Perşembe günü
Lambdaistanbul hakkında açılmış olan kapatma davasının
6. Duruşması görülmüş, bilirkişinin olumlu raporu
sonucunda sürdükçe süren, sündükçe
sünen gereksiz dava sonuçlanmış ve derneğimiz
faaliyetlerine “kapatılma” gibi sevimsiz bir urdan kurtulmuş
bir şekilde devam etmiş olacaktı."
Beraberinde bir rahatlama
da getireceğini tahayyül ettiğimiz bu “mutlu son” maalesef
ki gerçekleşemedi. Ve biz de derin bir oh çekip
koltuklarımıza yaslanamadık.
Bilirkişinin olumlu
raporuna rağmen...
Evet, sevgili okur
Türkiye’nin en eski LGBTT oluşumlarından biri olan ve
çalışmalarını 1993 yılından beri sürdüren
Lambdaistanbul’un dernekleşme serüvenine sevimsiz bir nokta
konmak istendi.
Yerel mahkeme,
bilirkişinin Lambdaistanbul lehine yazdığı rapora rağmen
derneğin tüzüğünü hukuka ve ahlaka aykırı
bularak kapatılmasına karar verdi.
Beklemediğimiz bir sonuç
olduğu aşikâr olan bu karar Beyoğlu Sütlüce
Adliyesi binası önünde birkaç dakikalık şoka
neden olsa da Haliç’ten esen rüzgârın da
etkisiyle yürüttüğümüz hukuk ve varoluş
mücadelesine kaldığı yerden, tam gaz devam ettik. E ne de
olsa şov devam etmeliydi, etti.
Adliye önünde
yaptığımız basın açıklamasının ardından “feshedilen”
dernek binamıza geldik ve uzun uzun konuştuk.
Hepimiz şaşkın,
kızgın, heyecanlı ve bir o kadar da inatçıydık. Sanki
kararı duyduğumuzda yaşadığımız o bir anlık umutsuzluk
Sütlüce’den Taksim’e gelirken Haliç’in
sularına dökülüvermişti.
Herkes büyük
bir gayretle fikirler üretiyordu, izleyeceğimiz yol haritasına
dair beyin fırtınaları yapmaya başlamıştık bile.
Çaylarımızı
yudumlayıp, dilim dilim böreklerimizi yerken yerine gelen
neşemiz giderek daha kararlı cümlelere, fikirlere
dönüştürüyordu ağzımızdan çıkanları.
Yüzyıllardır bize dendiği gibi “biz de insandık” ve
karnımız doydukça aklımız daha iyi çalışıyordu.
Lambda'nın kapısı
kapanmadı, faaliyetler sürüyor
Hemen hemen herkes
telefonla konuşuyor, dost kurumlardan insanlara ve gazetecilere
bilgiler, demeçler veriyor, Lambdaistanbul kültür
merkezine gelen insanların "dayanışma ve birlik" kokan
cümleleriyle moralimiz ve şevkimiz yükseliyordu. Sonunda
haklı çıkanın bizlerin olacağını adlarımız gibi
biliyorduk.
Lambdaistanbul’un ve o
esnada dernekte bulunan bizlerin telefonları susmuyordu. Birimiz
bianet’teki arkadaşlarımızı bilgilendirirken, bir diğerimiz
Reuters Haber Ajansı’na demeç veriyordu.
Bir arkadaşımızın bir
radyoya durumu anlattığı esnada bir diğerimiz Demokratik Toplum
Partisi (DTP) Milletvekili Sebahat Tuncel ve Özgürlük
ve Dayanışma Partisi (ÖDP) milletvekili Ufuk Uras’la
konuşuyor ve Salı günü yapacağımız basın toplantısına
katılımlarını istediğimizi iletiyordu.
Sayısız gazeteci ve
muhabirle telefonla konuşurken o hareketlilikte giderek içimiz
tarifi zor bir coşkuyla doluyordu.
İşinden, sınavlarından
ya da çeşitli sebeplerden davayı izlemeye ya da sonrasında
Lambda’ya gelemeyen arkadaşlarımız ise biraz buruklukla, biraz
da olay yerinde olamamanın verdiği o garip hisle bizlerden bilgi
alıyor, kimi bize moral veriyor, kimileri de ulaşabileceği ya da
ulaştığı insanların isimlerini iletiyordu.
Kendi adıma söylemeliyim
ki hayatımda hiç o denli yoğun çalışan bir iletişim
ağı görmedim. Ve sanırım hiçbir arkadaşım da
görmemiştir.
Kapı zili çaldı
defalarca. Kapı açıldı bir o kadar. Basın duyuru
metinleri, davaya dair “z raporu” niteliğinde metinler,
‘Lambda’nın kapısı kapanmadı, dernek faaliyetlerimiz sürüyor,
bu yerel mahkeme kararı. Nihai bir karar değil’ şeklindeki
milyonlarca açıklama, çalan telefonlar, endişeli
sesler, güvenli sesler, hararet sebebiyle içilen sular,
“arkadaşlar” ile başlayan ünlemli cümleler, fikirler,
fikirler, fikirler… Ve giderek daha da kenetlenen, morallenen
bizler...
Şu noktanın altını
kalın bir çizgiyle çizmek gerekiyor: Lambdaistanbul
kapatılmadı. Sadece yerel mahkeme derneğin feshine karar verdi. Bu
da bize Yargıtay'a gitme yolunu açtı. Hani oldu ya Yargıtay
da “kapatılsın” dedi. Sonrası Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
(AİHM)…
Yani yıllardır hepimize
açık olan kapıların zilini çalmaya devam edebiliriz.
Ve emin olun size/bize o kapıyı açan birileri olmaya devam
edecek bu süreçte.
Basının üstüne
can simidi gibi atladığı “Lambdaistanbul kapatıldı” bilgisi
kocaman bir sansasyon.
Bunda mutabık olduysak
geçelim bizi nasıl bir sürecin beklediğine.
Derneğime dokunma
Evvela Lambdaistanbul’un
avukatları temyiz için çalışmalara başlayacaklar.
Yani bizi yine dava günleri bekliyor.
Sadece lambdaistanbul
gönüllülerinin değil herkesin desteği gerek
Ama bu seferki “tatsız”
deneyimimizden hareketle mahkeme günleri hepimiz adliye önünde
olacağız.
Ayrıca bu süreçte
bu karar üzerinden LGBTT bireylerin örgütlenme
özgürlüğünün önündeki engellerin
kaldırılması ve dava sonucuna ve ardından gelecek sürece
dikkat çekmek amacıyla “Derneğime dokunma” sloganıyla
bir kampanya başlatacağız.
Bu kampanya sadece imza
toplamayı değil durumu hem basın yoluyla tüm Türkiye’ye
ve dünyadaki insan hakları savunucusu birey ve örgütlere
duyurmayı, sadece Türkiye’de değil, Türkiye dışında
da eylemlilikleri teşvik etmeyi ve sadece Lambdaistanbul için
değil örgütlenmek isteyen herkesin bu hakkının gasp
edilmemesini sağlamayı amaçlıyor.
Bu elbette sadece
Lambdaistanbul gönüllüsünün emeği ve
çabasıyla olmayacak. Olamayacağını da gördük. Bu
yüzden herkesin desteği, fikri ve emeğine ihtiyacımız
olacak. Hani daha önce de demiştim ya “kurtuluş yok tek
başına, ya hep beraber ya hiç birimiz!” diye. İşte tam
da bu sebepten diyorum. Belki buradan hareketle örgütlenmelerimizin
önündeki engellerin kaldırılması sürecini de
başlatabilmiş oluruz.
Kötülükten
iyilik doğar mı?
Yukarda saydıklarım
uzun vadede gerçekleşecek planlar. Önümüzdeki
günlerde ise yapılacaklar listesi şöyle:
3
Haziran 2008 Salı günü Taksim Hill otelde saat 11.00’de
dava sonucu ve sürece dair geniş katılımlı bir basın
toplantısı yapacağız. Sebahat Tuncel, Ufuk Uras, Perihan Mağden
gibi isimlerin de katılacağı bu toplantıya, Amargi, Kadının
İnsan Hakları-Yeni Çözümler Vakfı, Uluslararası
Af Örgütü Türkiye Şubesi, Küresel BAK, Dur
De Girişimi, DSİP, Barışarock İnisiyatifi, Antimiltaristler gibi
çeşitli gruplardan temsilcilerin katılacağı bu toplantı
hem Lambdaistanbul gönüllüleri dışındaki kişi ve
kurumların tepkilerini basın ve kamuoyuyla paylaşmasına vesile
olacak hem de “Derneğime dokunma!” kampanyasının da startını
verecek.
7 Haziran 2008 Cumartesi
günü ise “gasp edilen örgütlenme hakkımızın
helvasını yiyoruz” temalı açıklama ile Galatasaray
Meydanı’nda insanlara helva dağıtılacak. Bu eylem için
aynı gün saat 13.00’de Taksim meydanındaki tramvay durağında
toplanacak, açıklamanın ve helva dağıtımını yapılacağı
Galatasaray Meydanına sessiz bir yürüyüş yapacağız.
Kötülükten
iyilik doğar mı bilemem ama bu kararın belki de en iyi yanı LGBTT
hak mücadelesinin sıklıkla gündeme geleceği olacak.
Kaldı ki haziran ayının
son haftası, yani 23 – 29 Haziran 2008 tarihleri 16'ncısını
düzenleyeceğimiz LGBTT Onur Haftası.
Eğer bu karar ve
ardından gelen süreç etkili olursa 29 Haziran 2008 Pazar
günü saat 15.00’te gerçekleştireceğimiz onur
yürüyüşümüzün geçen yılın çok
çok üstünden bir katılımla geçeceği
mutemel.
Düşünsenize
binlerce kişi İstiklal Caddesi’ni birkaç saatlikte olsa
hayalini kurduğumuz bir arada yaşanabilen dünyaya çevirecek
ve bu hayali canlı tutmak adına beton tarlaya tohumlar ekeceğiz.
Hazır yeri gelmişken
belirteyim, 16. Onur haftası ile ilgili bilgi almak için
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresini kullanabilirsiniz.
Güzel günler
göreceğiz
Biliyorum size "solcu
klişesi" gibi geliyor ama ben güzel günler
göreceğimize, motorları maviliklere süreceğimize,
Ayşe’nin Fatma’yı, Ahmet’in de Mehmet’i sevmesinin “genel
ahlaka” aykırı olmadığının idrak edileceği günlere
inanıyorum.
Travesti ve transseksüel
arkadaşlarımın en temel insan haklarından mahrum
bırakılmadıkları, insanca yaşam koşullarına sahip oldukları,
kabahatler kanunu denen saçma yaptırımla hayatlarının
zehir edilmeyeceği günlere de inanıyorum.
Ama biliyorum ki bu hayal
ettiğimiz dünyayı dayanışmadan, birlik olmadan ve mücadele
etmeden kazanamayacağız. Birbirimizin varlığına çok
ihtiyacımız var. Ve bunun için önümüzde
harika bir fırsat.
Gelin Lambdaistanbul
hakkında alınan bu olumsuz karardan olumlu bir “yeni başlangıç”
yaratalım ve “derneklerimize dokundurtmayalım.”
Yazımı tüm
Lambdaistanbul gönüllülerinin sizlerin dayanışma
dileklerinize ihtiyaçlarının olduğunu yazarak bitirmek
istiyorum.
Nasıl yaparız, nasıl
gideriz, hangi numaraları ararız diyenler için lambda'nın
iletişim sayfasından faydalanabilirler.
Emin olun bir
telefonunuzun, mailinizin ya da Lambda’nın kültür
merkezine yapacağınız 5 dakikalık bir ziyaretin tüm
arkadaşlarıma ve bana tahmin edemeyeceğiniz kadar olumlu etkileri
olacaktır.
Dayanışma dolu bir
hafta diliyorum.
Bawer
Çakır
Bianet
31/05/2008
|