Calendar Date

Eyl
07
2008
Today

GayMag Banner

Login Form





Powered by Core Design
Personalize

Ayın Erkeği

article thumbnailThe Amazing Ari

GayMag Haziran sayısında Ayın Erkeği olan The...

Personalize
Anasayfa
Dergi
Medyada Eşcinsellik
Popnografi
Syle List
Gay Ajanda
İletişim
Site Haritası

Köşe Yazıları

article thumbnailİsyan var İsyan!

 Dilimizde önemli bir eksiğin titizlikle yürütülmüş, güçlü bir odağa oturtulmuş, mümkünse bir de edebiyatçı tezgâhından...
devamı...

Diğer Köşe Yazıları

Partnerlerimiz



 

Kraliçe Fabrikada Ekibiyle Röportaj
(1 oy)
 

Okunma Sayısı : 291    

Beğenilme : Yok


"Gay İkonu" rolünü Hande Yener'in üstleneceği Kraliçe Fabrika'da filminde Billur Kalkavan ve Onur Baştürk konuk oyuncu olarak yer alacaklar. Film, geçen yıl Epsilon Yayınları'ndan "Hep Böyle Kal" adlı romanı yayınlanan Ali Kemal Güven'in ilk uzun metrajı olacak.

Son günlerde ismini sık sık duyduğumuz, çıkmasını sabırsızlıkla beklediğimiz filmlerden birisi “Kraliçe Fabrikada” farkı ne mi? Film bizden bahsediyor, ilginç yanlarından birisiyse, “gay ikonu” Hande Yener'in filmde konuk oyuncu

 

 


Merhaba öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için çok teşekkürler :) Ben şahsım adına sizin çok büyük hayranlarınızdan biriyim, ve bu filmde oynayacağınızı duyunca çok sevindim. Hemen ilk önce filmle ilgili sonra da sizinle ve geylerle iletişiminizle ilgili sorular soracağım...

alikemal.jpg












Kraliçe Fabrika’da filmi özellikle Hande Yener'in konuk oyuncu olmasıyla gündeme geldi, peki siz Hande Yener hakkında ne düşünüyorsunuz?

Hande Yener benim için EVITA gibi müzikali yapılması gereken bir insan. Eğer bu ülkenin beyazperdesinde ya da sahnesinde “kaderini değiştirip, kendini yeni baştan yaratan” güçlü, farklı, cesur bir kadının hikayesi anlatılacaksa -ki anlatılmalı- o kişi Hande Yener’dir. Onu tüm kalbimle çok seviyorum ve çalışacağımız set gününü iple çekiyorum.

Filmin eşcinseller açısından öneminden bahsedecek olursak, birşeyleri değiştireceğini düşünüyor musunuz?

Bir film, evet sadece basit bir kurmaca film  bazen çok şeyi değiştirir. Filmimle alakalı hayallerimden biri de, bir şeyleri değiştirmesi. En azından değişmesi gereken “şeylere” ışık tutması.

Filmde genelde çok tanınmış oyuncular yok, bunun size ayrı bir tad katacağını düşünüyorum ben, sizin bu konuda fikirleriniz neler?

Açıkçası ben bu durumdan çok memnunum. Çağrı Aslan, Dicle Kartal, Şenol Demir ve diğer genç oyuncularımız müthiş yetenekliler.
Hepsi de filmdeki karakterlerini zarif birer elbise gibi giyindiler. Hiçbiri “oynamıyor, rol kesmiyor” en önemlisi. Ne mutlu bana… Ne mutlu bana!

Türkiyede eşcinsellikle ilgili çok fazla film çekilmiyor aslına bakacak olursanız, evet birkaç film var, Hamam, Anlat İstanbul, ancak bu filmlerin de yapımcıları genelde Türkiye'den değil, Türkiye için biraz zor gibi görünüyordu yani, bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Hala zor. Ama güzel olan, zor olanı başarmak değil midir? Gerekirse sette her gün makarna yersiniz ama geriye dönüp baktığınızda hayata bir iz bıraktığınızı, bir şeyler söylediğinizi görürsünüz. Korkunun karşısında cesurca duran tüm ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Tüm zor prodüksiyon şartlarımıza rağmen öyle yürekli, öyle iyi bir film yapacağız ki tüm o kendini sinemacı zanneden ve “aptala film çekenler” şaşıracaklar.

Filmle ilgili bir diğer konuda, filmin pek çok kitsch öğe barındırıyor olması (ben gazetelerin yalancısıyım) özellikle örneğin Andy Warhol'a pek çok gönderme olduğu yazıyor her tarafta, peki siz tarzınızı benzetiyor musunuz?


Gazeteler ve internet siteleri uyduruyorlar, hayır kitsch bir film olmayacak bu. Tıpkı “Hande’nin gay karakterin rüyasına girip ona tavsiyeler verecek olması” haberi gibi, bu da dogru değil. Andy Warhol konusuna gelince; zaten kitsch ve Warhol iki farklı uç bence. Ama göndermelerle dolu bir film bu, doğru. Tarzımız benziyor mu? Andy Warhol’un bir tarzı vardı. Benim bir tarzımın olabilmesi için en azından üç-dört filmim olması gerektiğine inanıyorum.

Barbra Streisand dünyadaki en ünlü gey ikonlarından birisi, sizin de Barbra Streisand ile film çekmek gibi bir hayaliniz var, peki sizin Barbra Streisand hayranlığınızdan bahsedecek olursak… (biyografinizde TANRIÇA yazmışsınız)

Barbra Streisand benim için etten kemikten yapılı bir varlık değildir. Tanrıçadır. Tanrı ile aramdaki tek bağdır. Peygamberdir. Gerçek anlamda ilahi bir yeri vardır hayatımda. Kelimelerle anlatmak zor. Hepsi bende saklı. Şöyle dersem mutlu olurum ama: Barbra benim olmak istediğim HER ŞEYİN toplamıdır.

Peki Kısaca filmin öyküsünden bahsedecek olursak? (tabii filmin öyküsü derken, bu fikir nasıl ortaya çıktı gibi vs., yoksa senaryoyu sormuyorum efendim :)

Zaten on aydır üzerinde çalıştığım bir hikayeydi. Fazlasıyla hazırdı ve çek artık beni diye sayfalardan bana doğru bağırıyordu. Düşündüm, doğru zamandı gerçekten de. Okulum, Digital Film Academy’deki sınıf arkadaşım Seda Özkaraca’ya projemden bahsettim. Sonra Dicle Kartal’a. Ve işte bu günlere geldik. Güzel bir ekibiz biz.

Türkiyede eşcinsellerin televizyonlarda yayınlanan dizilerde ve programlarda genelde komik durumlarda yayınlanıyor olması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Midem bulanıyor, nefret ediyorum.

Türkiyede yaşayan pek çok eşcinsel ayrımcılığa uğruyor, geçtiğimiz günlerde bir eşcinsel derneği hakkında “ahlaka aykırı” bulunduğu için kapatma kararı çıkartıldı. Filmde bu konulara da göndermeler olacak mı, örneğin Türkiye'de eşcinsellerin yaşadıkları zorluklara yönelik?

Biliyorum, tüm bunlardan haberdarım. Keşke olmasaydım tabii… Kraliçe Fabrika’da bu saydıklarından çok daha sert ve korkunç durumlara değinen bir film aslında. Nefret cinayetlerine… Bilerek, planlayarak, isterek öldürmeye. Hem de hiç çekinmeden.

İnsanların birbirlerini farklılıklarına rağmen kabul ettikleri bir dünya düşlüyorum. Nefretin ve aşağılamanın olmadığı bir dünya... Cesur yürek olmak için öncelikle farklının yanında olmak gerek. Sürüden olmak en kolayı. Ben bu sonucun Türkiye için büyük bir ayıp ve utanç olduğunu düşünüyorum. Aydınlık bir geleceğe bu şekilde ulaşılmaz. Ulaşılamaz.

Şimdi son zamanların en meşhur bölümüne geliyoruz... Kelime ve işlem bölümü, her kelimeyle ilgili aklınıza gelenleri soracağız bir kelimeyle.

Gökkuşağı :Judy!

Eşcinsel:Glamour.

Hande Yener:Music.

Madonna:Worldwide.

Disko Topu:Osmancan!

Kraliçe: Avşar.

 

 
billur.jpg










Film çok eğlenceli bir film, peki Billur hanım sizin filmdeki rolünüz nedir, konuk oyuncu olarak, ayrıntılı açıklamak gerekirse?


Film aslında Türkiye'de gözardı edilen bazı gerçekleri cesurca sergileyen bir film olacak. Ülkemizde tabu olan, yok sayılan, konuşulmayan çok önemli ve aslında bir o kadar da normal bir konu olan gey hayata bir bakış diyelim.

Ben misafir oyuncuyum ve bana yazılmış özel bir sahnede yer alacağım. (sürpriz olsun) Bu filmde olmaktan gurur duyuyorum çünkü kendimi bildim bileli gerek ailemin, gerek benim gey arkadaşlarımız olmuştur ve ben geyliği, heteroseksüellik kadar normal ve doğal bulduğumdan bu işin bir parçası olmak çok da hoşuma gidiyor.


Daha önce içinde eşcinsellik konusunu içeren bir yapımda bulunmuş muydunuz, yoksa bu sizin için ilk mi olacak?


Bulunmamıştım, çünkü karikatürize etmek hariç geylerle ilgili bir yapıt zaten fazla yok.

Eşcinsel karakterlerin de olduğu bir filmde oynamak sizin için nasıl bir duygu?

 

Eşcinselleri, travestileri ve cinsellikle ilgili her türlü konuyu hayatım boyunca sevdiğimden çok mutluyum. Hemen kabul ettim, öyle diyeyim :-)

 

alikemal2.jpg










Biliyoruz ki etrafınızda sürekli eşcinseller var, sizin kişisel olarak eşcinsellerle iletişiminiz nasıl?

 

Aslında sorular hep benzeş cevaplar doğuruyor, hayatım boyunca etrafımda her türlü insan oldu. Ebeveynlerim de marjinal ve hoşgörülü insanlar olduğundan eşcinselleri hep sevdim. Daha doğrusu heteroseksüellerden ayırmak aklıma gelmedi.

Hep şöyle düşünürüm. Erkek de kadın da kendi karakterlerinde kalitelere sahip, geyler her ikisine de. Ne mutlu geylere aslında.

 

Türkiye'de eşcinseller sürekli ayrımcılığa maruz kalıyor, özellikle son dönemlerde örneğin bir eşcinsel derneğine kapatılma davası sonucunda kapatma kararı verildi, bu konuda ne düşünüyorsunuz?

 

Eşcinsel olmak doğal ve normal olmasaydı tanrı eşcinselleri yaratmazdı diye düşünüyorum. Ayırımı cinsel tercihten dolayı değil de insanlık kalitesiyle ilgili yapsalar daha iyi olur derim, ama insanoğlu korkularla, yanlış programlarla dolu bir varlık. Ayrımcılık sadece eşcinsellere değil ki. Yüzleşmeye korktuğumuz her konuyla ilgili. Ülkemiz maalesef dini ve kültürel durumundan dolayı bu durumda.

 

Eşcinsellere yakınlığınızı biliyoruz, peki önceki hayatınızda örneğin gey olduğunuzu düşünmüş müydünüz?

 

Geyleri sevmek için daha önceki hayatımda gey olmam gerekmiyor ama bilemem tabii ki :-) bence dünyasal algı mertebesini aştıktan sonra cinsi seçim önemini yitiriyor ve karşındakine ruhsal gözle bakıyorsun.

 

Sizin sürekli oynadığınız abartılı karakterler pek çok geyin hayatında önemli yer tutuyor. Örneğin “Ihlamurlar Altında” dizisindeki rolünüzün etkisinde kalıp sizin gibi davranan pek çok arkadaşım var, bu sizin üzerinizde nasıl bir etki bırakıyor, peki oynadığınız karakterlerle sizin karakteriniz örtüşüyor mu?

 

Dizilerde genellikle dominant karakterleri oynadım. Kendim de hayatımda dominant ve dediğim dedik bir tipim ve sesimin karakterim üzerinde çok etkisi olduğunu düşünüyorum, ama dominantlığın yanısıra gayet eğlenceli, geyikçi, ciddiyetten uzak, dürüst, açıksözlü, güvenilir bir insanım. Geylerin beni çok sevmesini biraz da erkeksi olmama bağlıyorum.

 

Pek çok kişi eşcinsellerin yaşadığı ilişkiler çok uç ilişkilermiş gibi bakıyor sizce de öyle mi?

 

Pardon canım da, eğer uç ilişki arıyorsak köylere falan gitmemiz lazım. Ensest onlarda, konu komşuyla, akrabalarla cinsel ilişki onlarda. Ah be konuşturma beni, değil röportaj, kitap çıkar, kitap!...

 

Peki sizin yaşadığınız en uç ilişki nasıldı anlatmak ister misiniz?

 

Ben her türlü ilişki yaşadım. Bana hepsi de gayet normal geldi çünkü hayatım boyunca her konuda canım ne istiyorsa onu yaşadım. Sefam olsun, bu benim hayatım!

 

 

Son olarak siz de eski bir dergi editörü olarak bir “gey dergisi” hakkında ne düşünüyorsunuz, ayrıca GayMag okurlarına mesajınız var mı :)

 

Bir gey dergisi olduğunu duyduğumda çok hoşuma gitti. Hep hayalimdir geyler ve travestilerle iş yapmak (mesela kafe, dergi, dizi, vs.) kısmet olmadı. Bu derginin tezgahlarda da satılıyor olmasını dilerim, insanların gözüne soka soka. Birgün olacaktır elbet ve bir gün insanlık hoşgörülü, önyargısız yaşamayı öğrenecektir. Yeter ki sizin gibi cesur insanlar olsun. Başarılar, hep yanınızdayım ve elimde ne gelirse yaparım.
Teşekkürler.

GayMag Haziran 2008