Okunma Sayısı : 72  |
Beğenilme : Yok |
Milletvekilleri
Tuncel ve Üskül'e Türkiyeli LGBTT bireyler ve örgütler
adına teşekkür ediyorum. Ve umuyorum ki bir gün meclis
kapılarına kadar yürüyen bizler güvenebileceğimiz
yasalara sahip olarak sürdüreceğiz varoluş
mücadelemizi...
G eçen hafta
birçoğumuz Kaos GL’nin düzenlediği 3.
Homofobi Karşıtı Buluşma’daydık.
Dinledik, konuştuk, tartıştık, ortak havuzumuzu, zihin açıcı
deneyimlerle doldurduk.
Ve heyecanla Haziran
ayının son haftasında İstanbul’da yapılacak olan 16.
LGBTT Onur Haftası’nı
beklemeye koyulduk. 23 – 29 Haziran 2008 tarihleri arasında
Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği tarafından organize edilen
ve tüm LGBTT örgütlerince de desteklenen haftaya dair
gelişmeleri ilerleyen zamanlarda bu sayfalarda okuyacaksınız.
Üskül aramızda
Meksika dalgası yarattı
B u yılki buluşmanın
açılış konuşmasında programda olmayan ama Kaos GL’nin
davetini kırmayarak açılış oturumuna katılarak bizlere
güzel bir sürpriz yapan AKP Mersin milletvekili Zafer
Üskül’den
bahsetmek istiyorum.
Aslında birçok
ülkede yapılması gerekeni yapan Üskül’ün bu
örnek tavrı Türkiyeli LGBTT bireyler arasında bir Meksika
dalgasına yol açtı. Biraz şaşkın, biraz hayran, biraz
sevinçli bakışlarımızın arasında Üskül,
içimize su serpen açıklamalar yaptı, kapılarının
herkese açık olduğunu belirterek coşkulu alkışlar
arasında konuşmasını sonlandırdı.
Üskül’ün
açıklamalarını Kaos GL'nin sayfasından ayrıntılarıyla
okuyabilirsiniz.
Türkiyeli LGBTT
mücadelesinde bir ilkin yaşandığı tarihi günlerden
birinin baş aktörü olan Üskül, homofobi,
transfobi, LGBTT bireylerin yaşadıkları ayrımcılık ve hak
ihlallerinin konuşulduğu bir etkinliğe katılan ilk milletvekili
de oldu.

Tıpkı DTP'li
milletvekili Sebahat
Tuncel’in
meclise verdiği LGBTT bireyler hakkındaki soru önergesi gibi
bu ziyaret de LGBTT camiasında olumlu, boyalı basında ise olumsuz
tepkilerle karşılandı.
Sayısız yorumun
yapıldığı ziyaret konusunda başı çeken ve bu ziyareti
için Üskül’ü pişman ettirmeye çalışan
yayınların neferliğini, sicili linç girişimleriyle, hedef
göstermelerle dolu Vakit Gazetesi yapmaya başladı.
Serdar Sarseven
isimli köşe yazarının “Dönme”lere teminat veren bir
“AK Partili!” manşetiyle yayınladığı yazısında Üskül’ün,
Homofobi Karşıtı Buluşma’ya yaptığı ziyaret yerden yere
vurulmuş, LGBTT kimlikleri aşağılandıkça aşağılanmış,
bu kimlikler üzerinden Üskül “karalanmaya”
çalışılmış, bir noktadan sonra da ne gazetecilik ilkesi,
ne insan hakları, ne insaniyet… Hiçbir şeyden zerre
kalmamış. Sarseven, esmiş, gürlemiş, kendince mizah yapmış,
dalga geçmiş.
Vakit gazetesi
mahallenin kahvesi değil
S arseven’in iki gün
arka arkaya sürdürdüğü kendince “eğlenceli”
dizisini okudukça hepimizin ağzı bir müddet açık
kaldı. Çünkü Vakit Gazetesi her ne olursa olsun
mahalle kahvesi değildi. Sarseven de o kahvede okey masasında
arkadaşlarıyla okey oynamıyordu. Orası hangi fikre hizmet ediyor
olursa olsun bir gazeteydi. Ve bir gazetenin köşesi ülke
tarihinde ilk kez atılmış bir adımı ve o adımı atmış
özgürlükçü bir bakanı hedef göstermek
için kullanılamazdı.
Elbette ki bu mantık
sahibi aklın arzusu olarak kalıyor ülkemizde. Zira hem Vakit
Gazetesi sayfaları, hem de başka büyük yayınlar
defalarca sayısız kişi ve kurumu hedef tahtasına oturtmaktan
imtina etmediler.
Halkı kine ve düşmanlığa
sevk eden sayısız haber, yazı dururken bu ülkede barışı,
özgürlükleri, eşitliği savunan, dillendiren, yazan
sayısız insana davalar açıldı, mahkemeler kuruldu,
günlerce hedef gösterildi, bazıları yurtdışına
giderek, bazıları ise canlarıyla bu bedeli ödedi. Hepimiz
biliyoruz ki Hrant
Dink’in
acısı hala taze.
Aslında uzun uzun ve
derinlemesine Vakit Gazetesi’nin tavrından bahsetmek istiyorum.
Ancak, Türkiyeli LGBTT örgütlerinin bu kurum hakkında
suç duyurusunda bulunmaya hazırlandığını bildiğim için
yazımın bundan sonraki kısmını daha “güzel” şeylerden
bahsederek sürdüreceğim.
Ben sadece küçük
de olsa, “takdir” etmeyi çok gören bir algıyla
yetiştirilmiş çocuklardan biri olarak Üskül’e ve
bir diğer umut sebebimiz Tuncel’e teşekkür etmek istiyorum.
Hem kendi adıma, hem de mücadelesine dâhil olduğum ve
emek verdiğim LGBTT hareketi adına.
Neden mi diyorsunuz?
Çünkü bu teşekkürü hak eden iki çok
önemli olaya imza atıp, hali hazırda yok sayılan ve henüz
hazır olmadığımızı üstüne basa basa, bağıra çağıra
terennüm eden bir meclise ve basına inat, cinsel yönelimleri
ve cinsiyet kimlikleri nedeniyle her türlü ayrımcılığa,
insan hakkı ihlaline, şiddete, ötekileştirilmeye, yok
sayılmaya maruz kalan, hakları için verdikleri ya ciddiye
alınmayan ya da “haklar hiyerarşisi şemasına” göre
zamansız bulunan bir mücadeleyi sahiplenerek hem muhafazakar
cepheyi karşılarına almayı göze aldılar hem de yıllardır
verdiğimiz emeklerimiz görerek, destekleyerek, sesimizi bir üst
perdeden çıkarmamıza vesile olarak bizleri mutlu ettiler.
Mutlu etmekle kalmadılar,
bir de sesimizin bir yerlere ulaştığını göstererek güven
de aşıladılar. Boşa kürek çekmediğimizi, verdiğimiz
emeklerin bir şekilde karşılığını bulduğunu göstererek
de mücadelemizi daha da çok sahiplenmemize vesile
oldular.
Size bu cümleler çok
gelebilir belki. Ancak, defalarca valilik kapılarından, meclis
ziyaretlerinden eli boş dönmüş bizler için çok
önemli şeyler bunlar. Örneğin; Tuncel’in bizlerden
bağımsız verdiği soru önergesinin doğru olduğuna bile
ancak haberi duyduktan birkaç gün sonra ikna olabildik.
Çünkü şaşkındık ve inanmıyorduk. Günlerce
mail gruplarında dönen şaşkın mailleri görmeliydiniz.
Sanırım bu size nasıl bir halet-i ruhiye içerisinde
olduğumuz gösterecektir.
"Ne güzel
vekillerimizsiniz siz Tuncel ve Üskül" demek geliyor
içimden. Buradan Türkiyeli LGBTT bireyler ve örgütler
adına teşekkür ediyorum size. Ve umuyorum ki bunlar ilk
adımlar. Sizler diğer vekillerin de önünü açacak,
onlara ışık tutacaksınız.
Ve bir gün meclis
kapılarına kadar yürüyen bizler bu ülkede
güvenebileceğimiz yasalara sahip olarak, başımız daha da dik
bir şekilde sürdüreceğiz varoluş mücadelemizi. Bir
umut sayenizde düzenlenecek olan yeni “sivil” anayasa
bizleri de kapsayacak. Ya da bu meclis erkânında tartışılacak
duruma gelecek.
Yazımı LGBTT
mücadelesinin meşhur sloganlarından biriyle bitireyim:
“okulda, işte, mecliste, eşcinseller her yerde…” sloganın bu
kısmı sesimizi bu zamana kadar duymayan meclise...
Devamı ise lezbiyen,
gey, biseksüel, travesti ve transseksüelleri hasta, sapık
gibi “pek yaratıcı” sıfatlarla niteleyen Serdar Sarseven ve
mecrası Vakit Gazetesi’ne: “kabul et ya da etme, eşcinseller
her yerde!!!” (BÇ/EZÖ)
İyi haftalar…
Bawer Çakır
Bianet
25/05/2008
|